loader
Ali Yıldız: Saka-Mezopotamya-Urartu-Türk-30

Ali Yıldız: Saka-Mezopotamya-Urartu-Türk-30

Eski çağlarda burası uçsuz bucaksız ormanları ile ünlüydü. Bu yaylanın içinden çıkıp kuzeye doğru Karadeniz’e akan Çoruh, Hazar’a dökülen Aras, önce batıya sonra kıvrılarak Karadeniz..

Saka- Mezopotamya- Urartu- Türk- 30
Ali Yıldız
 
Sakaları yazarken onların Doğu Anadolu ve Mezopotamya ile olumlu-olumsuz yakın ilişkileri olduğuna önceki bölümlerde kısmen değindik.
 
Sakaların Hazar Denizinin batısından Kafkaslar üzerinden gelenleri ve güneyinden İran üzerinden gelenleri vardı. Ama onlardan çok önce de burada Turani Türk asıllı kavimler vardı. İlk ulaştıkları yer itibariyle Doğu Anadolu ve Mezopotamya üzerinde biraz durmalıyız.
 
Yıllardır yaşanan olumsuzluklar sebebiyle Doğu Anadolu genç kuşaklar için ürküntü veren bir coğrafya olarak algılanmıştır. Yabancı kaynakların ve siyasetin etkisi ile burası başka bir etnik grubun öz vatanı gibi propaganda edilmiştir, halen bu propaganda devam etmektedir.
 
Gerçek nedir?
 
Önce bu coğrafyayı kabaca tanımak lazım. 
 
Doğu Anadolu’nun deniz seyiyesinden  ortalama yüksekliği 2000 metre civarındadır. Yani burası tam anlamıyla bir yayladır.
 
Eski çağlarda burası uçsuz bucaksız ormanları ile ünlüydü. Bu yaylanın içinden çıkıp kuzeye doğru Karadeniz’e akan Çoruh, Hazar’a dökülen Aras, önce batıya sonra kıvrılarak Karadeniz’e akan Kızılırmak ve Yeşil Irmak, güneye akan Fırat ve Dicle’ye ilaveten gölleri ve suları ile imrenilen bir topraktı. 
 
Saka- Mezopotamya- Urartu- Türk- 30
Kuzey kısmında Kop dağları, Allahüekber dağları, Güneyinde Süphan, Aladağ, Cudi Dağları, doğusunda Ağrı ve Zağros dağları ile çevriliydi. Yani Türkistan’dan göçenlerin tıpkı Altaylar, Tanrı dağları, Urallar gibi yaylalarda buldukları su ve serinlik yeşillik burada devam ediyordu. Denizden 1640 metre yükseklikteki adeta bir deniz ebadındaki Van Gölü, denizden 1276 m yükseklikte bulunan Urmiye gölü, Hazar Gölü ve daha pek çok gölü içinde barındırıyor, hayvanları ile yaşayan göçebe topluma birçok imkânlar sunuyordu.
 
Güney-doğu ucunda ise medeniyetin ilk baş verdiği ve Basra körfezinden Hint denizine ulaşan Mezopotamya ovası vardı.
 
Bu coğrafya yer yer kavimler mezarlığı, aynı zamanda medeniyet merkezi idi. Batı İran’dan Akdeniz sahillerine, Erzurum’dan Basra körfezine kadar uzanan bu medeniyet coğrafyasında;  M.Ö. 4 binden başlayarak yerleşim yeri, kale, mezarlık, kaya resimleri, tapınak, kaya anıtları,  heykel, çanak çömlek, şehir kalıntısı, sulama kanalları gibi halen izine rastlanan sayısız arkeolojik kalıntı elbette insanlar eliyle kurulmuştu.
 
200 yıl öncesine kadar biz bu medeniyetleri bilmiyor, tanımıyor, hatta kendimize yabancı bir medeniyet sanıyorduk.
 
Her zaman olduğu gibi önce batılılar merak ettiler bu medeniyetlerin menşeini.
 
Doğu Anadolu ve Mezopotamya’da Turanlılar
 
Elazığ bölgesinde Keban Baraj gölünün altında kalacak alanlarda yapılan kazılar, Erzurum yakınında Karaz, Pulur, Güzelova kazıları, Doğuda Urmiye gölünden batıda Malatya Adıyaman civarına kadar burada M.Ö. dördüncü bin yıllara tarihlenen ortak bir kültür ortaya çıktı. Kazdıkça karşılarına çıkan medeniyetin adeta bir bütünün parçaları olduğunu gördüler.  
 
Saka- Mezopotamya- Urartu- Türk- 30
İlk tespit; bu coğrafya Kafkaslardan başlayarak Suriye’ye kadar devam eden Samiler, Aryenler ve Asyanik(Turanlı) halkların memleketiydi. Bununla da bitmiyor kültür farklı bir üslupla devam ediyordu.
Peki, kimdi bu halklar, yaşadığımız coğrafyaya bizden önce kimler emek çekmiş, kimler hükmetmişti?
 
Günümüzden 200 yıl önce bölgede başlatılan yüzey araştırmaları ve arkasından gelen arkeolojik, filolojik buluntular gösterdi ki, bu bölgenin medeniyeti tek başına Sami veya Aryan etnisite veya kavme ait değildir. Üstelik Sami ve Aryanların bu medeniyete katkısı da sınırlıdır.
 
Bölgede hüküm üren kavimleri kabaca sıraladığımızda;  
 
Basra Körfezine yakın bölgede M.Ö. 4000-2000 yılları arasında Sümerler, 
 
Batı İran’da M.Ö. 3000 - 646 yılları arasında Elamlar   
 
M.Ö. 2334-2150 yılları arasında Akadlar, 
 
M.Ö. 2025- 612 yılları arasında Sümerlerin kuzey batısında Asurlar, 
 
M.Ö. 3. Bin yıldan itibaren, M.Ö. 7. yüzyıla kadar Sümer, Akkad, Hitit, Ugarit ve Mısır kaynaklarında hakkında bilgiler bulunan, Mezopotamya ve Yukarı Dicle bölgelerinde hüküm süren, konuştukları dil itibarıyla (Hurrice) Asya kökenli olduğunu kabul edilen Hurriler.
 
 Kuzey Suriye’de MÖ 1500- 1200 yılları arasında Mitanniler, 
 
Doğu Anadolu’da M.Ö. 9 ve 7. yüzyıllar arasında Urartular, 
 
MÖ 10. yüzyıldan 7. yüzyılın sonlarına kadar -Medler,  Medleri takiben Persler.
 
Saka- Mezopotamya- Urartu- Türk- 30
Bunlar tarih içinde bir birleri ile savaştıkları gibi, çoğu zaman ortak çatılar kurup federal devletçikler oluşturmuştur.
 
Bunların yanı sıra devlet kuramamakla beraber bu bölgede etkin olmuş, Sümer, Akad, Asurlar ile savaşmış halklar, Turukkular, Guttiler, Kaslar, Lulubiler, Hattiler, Subarlar, Hazarlar, Haldiler vs.
Bu kavim çeşitliliği arasında Asyanik(Turanlı) halkların rolü ve payı nedir?
 
Biraz bunların üzerine yoğunlaşacak sonra Saklarla olan bağlantılarına gireceğiz.
 
Bu kadar çeşitli kavim adları bizi çok yanıltmakta bunları bu günkü algımızla değerlendirerek adeta büyük devletler zannetmekteyiz. Oysa gerçek bu değil.
 
Bunların çoğu küçük bir bölgede izole bir şekilde yaşayıp kendilerince hayat süren çevreye etki yapan kavimler. Bazıları da çok uzun ömürlü.
 
Mezopotamya’nın günümüzde ne kadar önemli olduğunu dikkate aldığımızda bu önem adeta tarihle başlamış gibi görünüyor.
 
Bu gün nasıl bütün dünya bu bölgenin sahip olduğu yeraltı ve üstü kaynaklar yüzünden gözünü buraya dikerek kendine çıkar sağlıyor ve bu çıkarlarına uygun akraba ve dost devletler yaratmaya çalışıyorsa, bu olay bundan 4.000 yıl önce de böyle idi.
 
MEZOPOTAMYA'YI ÖN-TURANLILAR, ÖN SAKALAR KURDU.
 
Önce bu medeniyetlere sahip çıkacağız. Çünkü bu medeniyetlerin kurucuları Ön Turanlılar, Turanlılar, Ön Sakalar.
 
Ön Sakaların arasından çıkarak o zamanın sosyolojik şartlarında muhtelif kavimler gibi görünen halkların çoğu bu medeniyetin kurucuları olmuştur.
 
Dil yapıları Ural-Altay (Türkçenin de ortak olduğu) dil grubundandır. Sümerler böyledir. Turukkular, Guttiler, Kaslar, Lulubiler, Subarlar, Kimerler, Sarmatlar, Hazarlar, Aramiler, Kumarlar, aralarında bazı farklı etnisiteler bulunsa da hâkim unsur olarak böyledir. 
 
Asurlar kuzeyden Kafkasları aşarak  gelmişlerdir, Sami etnisiteden değildir. Turanlı Fin-Ogur grubundandır. (ZVT. İB Y. S.45)
 
Saka- Mezopotamya- Urartu- Türk- 30
Hepsi ilk oraya çıkışta Göçebedir. Hayvanları ile birlikte yaylak ve kışlaklarda çadır ve topak evler(Derimev)yaşamayı seçmişlerdir. Göçebe kültürün kalıntıları 8.000 yıldan beri devam etmektedir. 
 
Büyük çoğunluğu en başından beri natürel dinlerdendir. Gök kutsanmıştır. Gökteki sır onların bazılarını astronominin atası haline getirmiştir(Sümerler) Gök kutsanmış, bazıları Gök Tanrı’ya inanmışlardır. Güneş ve ay kutsanmıştır. 
 
Hayvan üslubu, Kadın Kam, şifacılık, doğum Anu-İnanna  ve Atalar kültürü, Kurgan Kültürü, Kurban kültürü, At kültürü, Yılkıcılık, Çömlekçilik, Demircilik, Okçuluk, Yüksek dağlara, Ulu ağaçlara, Suya, Fırtınaya, Rüzgâra, Ateşe tapınma, Sunak kültürleri,  geçişken kültürler olarak İslamiyet’ten önceki bütün Turanlı halklarda benzeşiktir. Batı İran’da Zerdüşt tek tanrı inancını ortaya koymuş, Kuzey Hindistana çok önceleri yerleşen Ön Sakalar Budha ile kan dökmeye karşı mistik bir inanç ortaya atmıştır. 
 
Bu iki büyük inanç grubunun da kurucuları Turanlı veya Ön-Turanlıdır. 
 
Bugün bunlar semavi dinler sebebiyle dışlanmış olsa da o çağlar için oldukça ileri düzeyde sistemlerdir. Bütün bu İNANÇ METAFORU topyekûn doğu, Turanlı, Asyanik yaşam ve medeniyeti oluşturmuştur. Ve “IŞIK DOĞUDAN GELİR” mottosu   Turanlıların medeniyet serüveninin sonucudur.
 
Yazıdan önce mağara ve kayalara resimler ideogramlar, tamgalar çizerek kendilerini ve evreni ifade etmişlerdir.
 
Gelecek yazımızda Van Gölü çevresini ve Urartuları ele alacağız.
 


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

Benzer Haberler