loader
Sözde Milliyetçi Bir Partinin Battığı Zillet Çukuru…

Sözde Milliyetçi Bir Partinin Battığı Zillet Çukuru…

Ülkemizi, geçmişte önce İngiliz hegemonyasına sonrasında ise ABD hegemonyasına açan, günümüzde ise içi boş Atatürkçülük kavramı üzerinden salvolar atarken, R.Tayyip Erdoğan düşmanlığı..

Sözde Milliyetçi Bir Partinin Battığı Zillet Çukuru…Küresel Güçlerin, Türk Siyasetini Dizayn Etme Çalışmasının Bir Ürünü Olarak Kurulan Sözde Milliyetçi Bir Partinin Battığı Zillet Çukuru…
Av. Sedat Çetinkaya
 
Ülkemizi, geçmişte önce İngiliz hegemonyasına sonrasında ise ABD hegemonyasına açan, günümüzde ise içi boş Atatürkçülük kavramı üzerinden salvolar atarken, R.Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerinden zillet politikalarının dibine vuran bir CHP zihniyeti bulunmaktadır. 
 
Bu zihniyetin, günümüz itibariyle toz kondurmadıkları ve bağlı olduklarını iddia ettikleri Atatürkçülüğü bir kenara atarak, 1980 öncesinde KOMÜNİST- SOSYALİST DEVRİM peşinde gezen temsilcileri ile Türk Millleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını ve bekasını korumak üzere mücadeleye soyunan ÜLKÜCÜLER ve hatta daha geniş bir ifadeyle MİLLİ GÜÇLER arasında ülke sathına yayılan ciddi bir gerilim ve çatışma yaşanmış bulunmaktadır.
 
Aslında daha da geriye götürebilmek mümkün olsa da günümüzdeki  CUMHUR İTTİFAKI’NIN  SİYASİ VE SOSYOLOJİK TEMELLERİNİN , söz konusu dönemde yaşanan gerilimle birlikte şekillenmiş olduğunu söyleyebilmek de mümkündür.
 
Abd hegemonyasının ülkemizdeki temsilcileri tarafından Türk ordusu kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen askeri darbe ile ülkemizdeki ABD hegemonyası katmerli bir şekilde tesis edilirken, CHP zihniyetinin varlığı korunmuş ancak müslüman- Türk kimliği taşıyan ve bu kavramlar üzerinden gelişen hassasiyetlere ve ideallere sahip kişilerin siyaset ufku iğdiş edilmeye çalışılmıştır.
 
İşte 1980 askeri darbesini müteakip küresel güç merkezleri tarafından ülkemizde iki temel siyasi strateji üzerinden yeni bir siyasi paradigma oluşturulmaya başlanmıştır. Bunlardan birincisini, bir terör örgütü olarak gündeme taşınan Pkk üzerinden geliştirilen bölücü hareket, diğerini ise İslami eğilimleri kendi istedikleri kulvarlara yönlendirmek amacıyla FETÖ ve benzeri yapılar üzerinden şekillendirilen yapılar teşkil etmiş bulunmaktadır. 
 
Parlamenter sistemin oluşturduğu ve ön planda görünen parçalı siyasi yapının sağladığı gölgenin ve ABD hegemonyasının ülkemizdeki şakşakçılarının koruması altında şekillenmeye devam eden bu bölücü ve yıkıcı yapılanmalar, istisnai dönemler bir tarafa bırakılacak olursa, 1980 – 2002 yılları arasında varlığını büyüterek devam ettirmiştir.
 
Ak Parti’nin iktidara gelişi ise müslüman- Türk milleti’nin aşağılanmaya , aşağılık kompleksi altında ezilmeye, batılı düşünce tarzıyla harmanlanmaya, dininden ve tarihinden koparılmaya, Avrupa Birliği kapısında süründürülmeye, NATO’nun emir eri konumunda tutulmaya çalışıldığı bir dönemin kapanma sürecinin başlangıcı olmuştur.  
 
Ak Parti’nin iktidara geldiği dönemde tam bir 3. Dünya ülkesi konumunda olan, ordusunun kullandığı piyade tüfeğini bile kendisini üretemeyen, her yönüyle dışa bağımlı, tüm devlet kurumları - toplumsal ve ekonomik yapıları – medyası- sivil toplum kuruluşları- sineması- sanatı ve hülasa her yönüyle işbirlikçilerce ele geçirilmiş bir ülke konumunda bulunduğumuzdan;
 
AK PARTİ’NİN UZUN VE ZAMANA YAYILAN BİR HAZIRLIK SÜRECİ GEÇİRMESİ GEREKMİŞ, HATTA BU DÖNEMDE ZAMAN ZAMAN GÜNÜMÜZDE DE OLDUĞU GİBİ BATILI GÜÇ MERKEZLERİNE KARŞI TAKİYE YAPILDIĞI DÖNEMLER DE OLMUŞTUR.
 
Ancak bir zaman sonra gerek içimizdeki işbirlikçiler ve gerekse onların ipini elinde tutan küresel güç merkezleri gerçeği anladığında BÜYÜK BİR SAVAŞ BAŞLAMIŞTIR.
 
İşte 2010 – 2022 döneminde, ülkemizde yaşanan siyasi- askeri ve ekonomik temelli her önemli olayın temelinde, yaşanmakta olan bu büyük savaş bulunmaktadır.
 
Bu savaşın taraflarını ise; küresel güçler , onlarla birlikte hareket eden içimizdeki işbirlikçiler ile Cumhur İttifakı ve bu ittifakın ortaya koyduğu vizyona asgari müşterekler noktasında katılan milli kimlikli kişi ve yapılar oluşturmaktadır.
 
Türk siyasetinde Ak Parti’yi tek başına bırakmak ve sonrasında iktidardan düşürerek dağıtmak için büyük çaba sarfeden bir akıl, kurmuş olduğu stratejinin; geçmişte sosyolojik zemini atılan MİLLİ GÜÇLER ittifakının yeniden şekillenmesiyle kadük kalacağını öngördüğünden, tavrını Türk Milleti’nden ve Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yana koyma bilincini hiçbir zaman kaybetmemiş olan Milliyetçi Hareket Partisi üzerine oynayarak, tıpkı Deniz Baykal’ın CHP’sini ele geçirdikleri gibi Sayın Bahçeli’ye yöneltilen eleştiriler, 
 
parti yönetiminde gençleşme furyası safsatası ve Meral abla formasyonu üzerinden Milliyetçi Hareket Partisi’ni de ele geçirmeye çalışmışlardır. FETÖ ve CIA ajanları ve yerli işbirlikçileri üzerinden gerçekleştirmeye çalıştıkları bu faaliyetin, boşa çıkarılması sonucunda ise geçmişin merkez sağ zihniyetini yeniden yeşerterek AK Partiden ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden oy devşirme amacıyla konumlandırılan bir siyasi parti ihdas edilmiştir. İşte bu siyasi partinin ismi de İyi Partidir.
 
Aslında bu İyi Parti, 1990’lı yılların zihniyeti ve siyaset anlayışı üzerinden şekillendirilmeye  çalışılan bir parti konumunda bulunmaktadır. Geçmişte MERKEZ SAĞ BİR SİYASİ OLUŞUM DEMEK; kurulu düzenin , batının ve küresel güç merkezlerinin istediği bir oluşumu ifade etmektedir. 
 
Bu partilere oy verenler de kendilerini; MHP- Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi gibi dönemin ideolojik zeminde konumlanmış karakterli partileri nezdinde tanımlamaktan bir şekilde uzak tutan kişilerden oluşmaktaydı. İşte İyi Parti de AK Parti’nin oluşturmuş olduğu siyasi zemin ile MHP ve BBP tarafından temsil edilen milliyetçi- ülkücü ve idealist felsefenin dışına kaçmak isteyenlerin kendilerini tanımlayabileceği bir merkez olarak ortaya çıkarılmak ve MİLLİ GÜÇLERİN karşısındaki cepheyi genişletmek için oluşturulmuş bir partiden başka bir şey değildir.
 
MHP’nin oylarını bölmek için, sözde ülkücülerle yola çıkan ve onları ön saflarda konumlandıran Meral Akşener yönetimindeki İyi Parti, ORTAKLARI VE ÖZELLİKLE DE GİZLİ ORTAKLARI OLAN HDP İLE UYUM SAĞLAMAK İÇİN , teşkilatlanma sürecinde sarıldığı milliyetçi figürlerden kurtulma politikasını da ayyuka çıkarmış bulunmaktadır. ARZULADIKLARI ŞEY; zillet ittifakı ortakları ile uyumlu çalışamayacak, söylemleri ile kendilerini milliyetçi bir partide siyaset yapan kişiler zanneden gafil yöneticileri fazlaca dikkat çekmeden tasfiye etmek ancak millet nezdinde oluşturdukları milliyetçi parti imajını da korumaktır.
 
Dünya siyasetine ilişkin gerçekler ayyuka çıktıkça ve kral çıplak diyenler çoğaldıkça, bu ülke için politika geliştirmek bir tarafa sadece sergilediği tiyatrolar ve algı yönetimi ile kendisine siyasi bir zemin elde etmeye çalışan bu partinin gerçek yüzü çok daha net bir biçimde ortaya çıkacaktır. 
 
FETÖ’nün ve CIA ajanlarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve yönetimini ele geçirmek için oluşturmuş oldukları Yurtta Sulh Cihanda Sulh Konseyi’nin ŞEKİL DEĞİŞTİRMİŞ siyasi görünümü olan zillet ittifakının, aç tavuk kendisini darı ambarında sanarmış kabilinden bir zihni tutumla, olmayan ve olmayacak başbakanlık makamı adayı olan İyi Parti genel başkanının zihniyetinin ve hedefinin de iyi okunması gerekmektedir.
Kutlu ve büyük bir geleceğe yürümek isteyenler; Bozkurt’un izi ile başka izleri , zillet çukurunda debelenenlerle izzet tahtında oturanları birbirinden ayırma bilincine HIZLA ulaşmalıdır…
 


Gazipaşa Haberler Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Gazipaşa Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.gazipasahaberler.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve "kaynak gösterilse" dahi iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz ve başka bir yerde yeniden yayıma konulamaz.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

Benzer Haberler